Birleşmek
Yoga, Sanskritçe bir kelime olan yuj’dan gelir. Yuj’un anlamı, birleşmektir.
Birleşmekten kastedilen, kişinin kendi sınırlarını bırakıp evrensel bilinç ile bütünleşmesidir.
Tıpkı bir damlanın okyanusa düşmesi gibi kişi evrensel enerji ile birleştiğinde onun içinde
eriyerek kaybolur ve bütünün bir parçası haline gelir. Bütünlük psikolojisi ile hareket eden
mutsuz olmaz, yargılamaz; çünkü herkesi kendisinin bir parçası olarak görür.
Tıpkı dünyada olduğu gibi düşüncelerimizin de iki kutbu vardır. Zihnimiz çoğu zaman bir
kutuptan öbürüne savrulur. İyi ve kötü, karanlık ve aydınlık sürekli savaşırlar; ancak unutmamak
gerekir ki kötü iyinin gölgesidir. Reddettiğimiz ve yargıladığınız pek çok şey aslında görmeyi
istemediğimiz karanlık yanımızdır ve öldürerek yok etmeye çalıştığımız her şey güçlenerek
tekrar tekrar karşımıza çıkar. Kutuplaşmadan kurtulmanın tek yolu karanlıkta ve gölgede kalan
yanlarınızı keşfedip bunları kabul etmektir. Reddetmek, gölgemizi yok etmez. Gözlerimizi kapamak
bizi görünmez yapmaz. İşte bu yüzden yogada yargılamak veya eleştirmek yoktur.
Yoga bize bu gelgitler arasında daha çok ortada yani dengede durabilmeyi ve düşüncelerin
akışına kapılmadan onları sadece izlemeyi öğretir. Yoga, çözüm üretmemizi sağlar; çünkü öfke
çaresizlikten doğar. Her iki kutbu da çözen zihnini gelgitlerin girdabından kurtarır. Bunun da yolu
düşünceleri birleştirerek kutupları yok etmekten geçer. Sadece aydınlananın gölgesi olmaz.
Kadın ve erkek, iki kutbun bir başka temsilidir. Aynı kaynaktan çıkan bu iki farklı enerji, kutuplarını
bırakıp birliği deneyimlediklerinde, ikisinin bütününden bir yaşam doğar. İki sevgili birbirine
sokulduğunda, beraber nefes aldığında, tek bir vücut ve tek bir yürek olduğunda birleşme gerçekleşir.
Ben, senin içinde kaybolur ve artık o sen de sana hiç benzemez.
Ben, yalnızdır. Ben, uzak ve öfkelidir. Dışarıda kalan her şey düşmandır. Ben dedikçe kopuş
gerçekleşir. Damla okyanustan ayrılır. Kanser hücresi vücuda baş kaldırır. Tek başına kontrolsüz
çoğalmaya ve kendisi için çevresini sömürmeye başlar; ama vücudun dışında varolamayacağını bilmez.
Rumî’nin çok güzel bir hikayesi vardır.
Adam, sevdiğinin kapısına gelir. Kapıyı çalar.
“Kim var orada?” diye sorar sevdiği.
“Benim” der adam.
“Burada benim ve senin için yeterince yer yok.” diye cevap verir kadın ve kapı kapalı kalır.
Bir sene süren yalnızlıktan ve hasretten sonra geri gelir adam ve tekrar çalar kapıyı.
Kadın sorar “Kim var orada?”
“SEN” der adam ve bu kez kapı açılır.
Rumî
Evren Şener