Yaşamak
Günün
birinde bir adam Guatam Buddha’yı ziyarete geldi ve göz yaşları içinde
Buddha’nın dizlerine kapandı.
Adam:
Ey, aydınlanmış olan! Beni kurtar! Arınmama ve aydınlanmama yardım et!
Buddha:
Neden arınmak istiyorsun?
Adam:Tüm
suçlardan ve günahlardan.
Buddha:Hangi
suçları işledin?
Adam:
Hiç suç işlemedim!
Budha:
Gerçekte hiç suç işlemediysen neden tüm suçlardan arınmak istiyorsun?
Mutfaktan ekmek bile çalmadın mı?
Adam:
Hayır, efendimiz! Asla!
Buddha:
Git, çal!
Yaşamda neye kötü ve neye iyi dediğiniz önemlidir. Tanımlamaların içini
iyice doldurmak gerekir. Neden kaçtığınıza iyi bakın; çünkü belki de
sadece kendi korkularınızdan kaçıyorsunuzdur; oysa korkunun kendisinden başka
korkulacak bir şey yoktur. Yaşamak biraz da cesaret ister.
Dış dünya ile hiçbir zaman sosyal bir ilişkisi olmamış ve garantili hayatını
tüm olaylardan uzakta geçirmiş bir kadın tanıyorum. Ömrünün son günlerini
yaşıyor. Ona her baktığımda onun adına üzüntü duyuyorum.
Garantili hayatlar; garantili olduğu kadar da sıkıcı hayatlardır. Oysa bizi
yaşama bağlayan onu her an kaybetme korkusudur. Yaşam risklerle doludur ve yaşamı
bu kadar tatlı yapan o riskleri alma arzusudur. Nefes bile içimize bir girer
bir çıkar; bir an sahip oluruz, bir an kaybederiz.
Garantili ilişkiler; garantili olduğu kadar da yavan ilişkilerdir. Oysa
gemiler limanlarda dursun diye yapılmazlar.
Yaşamdan alacağımız deneyimlerimizden dolayı çok canımız yanabilir; çok
acı çekebiliriz ve asla dışarı çıkmak istemeyebiliriz; ama bir gün
tekrar çıkarız. Yaşam, düşe kalka devam eden büyüleyici bir serüvendir.
İlk seferinde öğrenemezsek bir kez daha ve sonra bir kez daha öğrenmek
zorunda kalırız.
Yaşamdan öğreneceğimiz en büyük derslerden birinin sabır olduğuna inanıyorum.
Yoga bana kendime ve yaşama karşı sabırlı olmayı öğretti; hâlâ da öğretiyor.
Aylarca, canımı yakan duruşlar sırasında kaslarıma ve eklemlerime katlanma
sabrını gösterdim. Bu da bana karşımdakini dinleme yetisini kazandırdı.
Sanırım, sabır konusunda kimse Tanrı ile yarışamaz. O, sadece bekler. Bir
gün daha iyisini yapacağımızı bilir; ama zamanını bize bırakır.
Aceleciliğimizle kendimizi ve hatta çevremizdekileri insafsızca cezalandıranlar
sadece bizlerizdir.
Tanrı, bir çiçeği açması için kamçılamaz. Sadece izler ve açıp açmama
hakkını ona verir; bilir ki bu bahar açmazsa bir sonraki bahar mutlaka açacaktır.
Narin çiçekler yağmura, rüzgara rağmen açarlar çünkü açmaya
cesaretleri vardır. Bir gün açacağınız ümidinizi hiç kaybetmeyin. Bu yazı
bu hayatında açamayan bir çiçek için yazıldı.
Evren
Şener