Zihin ve Ses
Ses hepimizi etkileyen en temel
unsurlardan bir tanesidir. Ses sadece duyulan bir şey değildir, aynı zamanda
görülen de bir şeydir. Her sesin üzerimizde yarattığı bir etki, her
etkinin bir görüntüsü vardır.
Doğru eğitilen ve kullanılan ses şaraba, eğitilmeyen ses kötü bir liköre
benzer. Burada kastedilen eğitim bir tür diksiyon veya şan eğitiminin çok
ötesindedir. Ruh, seste yankısını bulur. İnancını yitirmişlik, korkaklık,
fakirlik, şanssızlık kişinin sesine yerleşmişse bu kişinin hayatına ve
kaderine de aynı oranda yerleşmiş demektir. Her sesin evrende bir yankısı
vardır, hiçbiri kaybolmaz. Sesini ve ruhunu eğiten kişi yaşamındaki
engelleri de kolaylıkla aşacaktır.
Ses, titreşimdir. Sesini doğru kullanan bir doktor hastalarını kolaylıkla
iyileştirebilir, aynı şekilde sesini yanlış kullanan bir öteki hastalarını
daha da kötü duruma sokacaktır. Bu yolla tarihteki bazı komutanların kolaylıkla
zafer kazandığı bilinmektedir. Seslerindeki zaferin ve inancın titreşimleri,
yüreği korku dolu askerlere güç vermiş, onları motive etmiştir.
Düşüncelerimizin de bir titreşimi vardır. Düşünce dalgalarımız tıpkı
ses gibi evrende seyahat ederler, çevremizi, hayatımızı ve kaderimizi
etkiler. Düşüncelerimiz ne kadar güçlüyse sesimiz de o kadar güçlü çıkar,
yaşamımız üzerindeki etkisi o kadar güçlü olur. Sesimizi megafon gibi
cihazlarla güçlendirmemiz bir işe yaramaz. Bu bizim doğal sesimiz değildir
dolayısıyla yaşamımız üzerinde de etkili değildir. Doğal sesimiz gücünü
içeriden alır. İçimizde duyduğumuz inançla söylediğimiz her şey gerçek
olacaktır. Bizi gelecekte bağlayacaktır. Aklımızdan geçenleri veya düşüncelerimizi
dillendirmesek bile bağlayıcılığı yüksek, etkili bir titreşim yayarız.
Ne düşündüğümüzden sonuna dek sorumluyuz. Sadece düşünmeden konuşuyorsak
bunun etkisi ve bağlayıcılığı zayıf olacaktır. Karşımızdakiler de
bunu kolaylıkla hissedeceklerdir. Uyandırdığımız duygular ciddiye alınmamak
ve güvensizlik olacaktır.
Bazı insanların cümlelerine başlamadan antipati toplamalarının veya
girdikleri bir ortamda anında kabul edilmelerinin sebebi bu düşünce titreşimleridir.
Düşüncelerimizi kontrol etmenin yolu aklı kontrolden geçer.
Aklı kontrol etmenin en iyi yolu yogadır. Yoga sayesinde nefesi ve bedeni
kontrol altına almayı öğreniriz. Nefes, sinir sistemimiz üzerinde doğrudan
etki sahibidir. Hızlı nefes alan kişi hızlı düşünür, ani tepkiler
verir, ani hareketlerde bulunur, kendisi üzerinde kontrolü zayıftır. Yoga
yapmaya başlayan kişinin zamanla solunum hızı düşer, aklın koşusu yavaşlar,
düşünceler daha net ve görünür hale gelir. Kişi kontrolü ele alır. Ne düşünmesi
gerektiğinin programını yapar. Yaşamının ve geleceğinin kontrolünü
eline alır.
İç huzursuzluk, karamsarlık, korku gibi duygular sesimizin doğayla uyumunu
kaybetmesinden ileri gelir. Sesimizin frekansının doğanınkiyle aynı
rezonansı yakalaması bizi mutluluk olan gerçek doğamıza geri götürecektir.
Bu uyumu sağlamanın en iyi yolu yoga ile orantılı ses çalışmaları
yapmaktır.